Baştan söyleyeyim Venedik gerçekten çok farklı bir şehir. Gezdiğim şehirler arasında kendimce bir kıyaslama yapmaya çalışıyorum, tabi bir sıralama da çıkıyor ortaya. Bu sıralamaya Venedik’i katmıyorum, onu şöyle müstesna bir yere koyarak Venedik izlenimlerime başlayayım.

   Aşağıdaki harita üzerinden anlatmaya başlamak istiyorum Venedik’i. Çünkü açıkçası gitmeden benim de aklımda tam canlanmamıştı. Tarihi Venedik (yıldızların yoğunlaştığı yer) birbirinden kanallarla ayrılmış ve köprülerle bağlanan 118 adanın üzerine kurulu bir şehir. Venedik’e Mestre ya da Marghera üzerinden köprü ile ulaşım sağlanabiliyor. Marco Polo Havalimanı’ndan ise deniz araçlarıyla ya da kara yoluyla ulaşım sağlanabiliyor. Tarihi Venedik’in dışında ona bağlı olarak yine gezilebilecek Murano ve Burano adaları da bulunuyor.

                     

   1 Temmuz Cumartesi günü Venedik’i keşfetmeye başladık. Merkezden şehir içindeki turistik yerlere vaporetto adında deniz araçları var. Tabi ki biz onun yerine yürümeyi tercih ettik. Venedik’i en güzel gezme yolu şehrin içinde kaybolmak. Bizde yaklaşık 6 saat boyunca yol nereye götürüyorsa oraya gittik. Yorucu olmakla beraber çok zevkli de oldu.

                                     

(Şehir merkezindeki otobüslerden birisi. 2 numara yine peşimde, Üsküdar’dan Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü’ne gidenler bilir.)

   Avrupa’nın en romantik şehri unvanına sahip Venedik’e turistlerin ilgisi de had safhada. Hatta bu durum yerli halkı rahatsız edecek kadar fazla ki iş turist istemiyoruz eylemlerine kadar varmış ama ne yapalım böyle güzel bir şehri herkes görmek ister.

   San Marco Meydanı Venedik’in en önemli yerlerinden. San Marco Bazilikası, Aziz Mark’ın Çan Kulesi, Dükler Sarayı gibi önemli yapılar burada bulunuyor. Aziz Mark’ın Çan Kulesi’ne çıkmak için yarım saat kadar sıra bekledik. Özelliği ise bütün Venedik manzarası görülebiliyor ama bir tane kanalı bile göremiyorsunuz. (Galata Kulesi’nden gözüken İstanbul manzarası gibi, tabi İstanbul’da maalesef çarpık bir kentleşme var.)

   Burası ise Ahlar Köprüsü. Rivayete göre mahkûmlar Venedik’e son kez buradan bakıyorlarmış. İsmi de oradan geliyor.

               

   Ertesi gün Venedik’e yakın adalardan birisi olan Murano ’ya gittik. Burası dünyaca ünlü cam işlemelerinin üretildiği ve satıldığı yer. 1291 yılında cam atölyelerinden kaynaklanan yangınlardan şehri korumak için üretim yerleri bu adaya taşınmış.

                         

   (Fiyatları dörtle çarpmayı unutmayalım.)

   Bol fotoğraflı Venedik yazımda bu şekilde son buldu. Gezimizin yarısını geçirdiğimiz İtalya böylece bitmiş oldu. Sıradaki durağımız Paris’ti. Yani diğer yazı Paris hakkında olacak. Görüşmek üzere.

Categories:

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir