Despotik devletlerin yol açtığı korku ve baskı ile devletin yokluğu sonucunda ortaya çıkan şiddet ve kanunsuzluğun arasında sıkışmak, özgürlüğe giden dar bir koridordur.’

Dar Koridor , Daron Acemoğlu - Fiyatı & Satın Al | idefix

‘Dar Koridor, Devletler, Toplumlar ve Özgürlüğün Geleceği’ Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’ın kaleme aldığı bir inceleme-araştırma kitabıdır. Yaklaşık 600 sayfadan oluşan kitabın 34 sayfası yararlanılan kaynaklardan oluşuyor. Benim için bu kitabı ilgi çekici kılan ise daha önce de üzerinde düşündüğüm, yazılar kaleme aldığım özgürlük konusudur.

https://ahmedfarukdinc.com/2020/05/23/ozgur-olmak-yeterli-midir/

https://ahmedfarukdinc.com/2020/05/25/ozgur-olmak-yeterli-midir-2/

Kitabın ilk bölümü ‘Tarih nasıl sona erer?’ sorusuyla Francis Fukuyama’nın dünyaca ünlü makalesine atıfla başlıyor. Aynı yazarlara ait ‘Ulusların Düşüşü’ adındaki bir diğer kitapta da olduğu şekliyle konu karşılaştırmalı olarak ele alınıyor. Batı Afrika’nın incelendiği bu bölümde 1990’ların Nijerya’sının önemli bir şehri olan Lagos kenti anlatılır.

Lagos’ta ceset görmek hiç de sıra dışı bir durum değildi. Bir keresinde kıdemli bir polis kaybolduğunda, meslektaşları bedenini bulmak için bir nehrin üzerindeki köprünün altına bakmaya karar vermişlerdi. Altı saat sonra aramayı durdurduklarında 23 ceset bulmuşlardı ve bunların hiçbiri aradıkları polis değildi.

Bu örnekten hareketle yazarlar siyaset felsefecisi Philip Pettit’in tahakküm (dominance) kavramını incelerler. Pettit’e göre kabul edilebilir bir hayatın temel ilkesi tahakküm altında kalmamak olduğunu savunur. Başkalarının tahakkümünden, korku ve aşırı güvensizlikten uzak olmak.

Devam eden paragrafta ise yazarlar şu ifadeleri kullanırlar: Biz Locke’un tanımını geliştiriyoruz ve özgürlüğü ‘tahakkümün olmadığı durum’ olarak tanımlıyoruz. Çünkü tahakküm altındaki bir insan özgür tercihlerde bulunamaz.

Kritik nokta şudur: Özgürlük sadece eylemlerimizi seçmekte serbest olduğunuz soyut fikrine dayanmaz; aynı zamanda özgürlüğü kullanma yeterliliğini de içerir. Özgürlüğün serpilebilmesi için, kaynağı ne olursa olsun tahakkümün sona ermesi gerekir.

Daha sonra ise yazarlar konuya daha farklı bir perspektiften bakmaya başlıyorlar. Savaş hali ve Leviathan adlı alt başlıklı bölümde; literatürde önemli bir konuma sahip olan Thomas Hobbes’un düşüncelerine yer veriyorlar. Hobbes’a göre savaş ‘insanları korku içerisinde bir arada tutan bir ortak güç olmadığı durumda’ patlak veriyordu. Bu ortak güce ‘Ortak Varlık’ veya ‘Devlet’ anlamına gelen büyük Leviathan ismini verdi. Hobbes mutlak güce sahip Leviathan’ın korku uyandıracağını biliyordu. Fakat ona göre herkesten korkmaktansa güçlü tek bir Leviathan’dan korkmak daha iyiydi. Leviathan herkesin herkese karşı savaşını durdurabilir, insanların ‘birbirlerini yok etme, boyun eğdirme çabalarını’ engelleyebilir, çöpleri ve bölgenin kötü çocuklarını temizleyebilir ve elektriği getirebilirdi.

Buraya kadar olan kısımda biraz daha teorik bir açıdan Hobbes’un düşüncelerine ve Leviathan kuramına yer veriliyor. Sonrasında ise daha somut bir şekilde bu konu tartışılıyor. Nazi dönemi Almanya’sında ve sonrasında yaşananlar, 1950’li yılların Çin yönetimi buna dair örnekler. Bu örneklerde yazarlar Hobbes’un Leviathan kavramına eleştirel bir dille yaklaşıyorlar. Çünkü bu iki örnekte de mutlak güce sahip devlet kaosu ve savaşı önlemenin aksine kendi halkına karşı katliama girişiyor ve aslında devletsiz bir toplumda yaşanabilecek kaos halini insanlarına yaşatıyor.

Kitabı ve ilk bölümü kısaca bu şekilde özetleyebilirim. Kitap hacimce büyük ve yer yer teorik anlatımlar yorucu olsa da karşılaştırmalı anlatımı tarih içerisinde cereyan eden somut örnekleriyle okunur bir hale geliyor diyebilirim. Eğer devlet, toplum meselelerine siyaset felsefesi perspektifinden bakmak isterseniz ve bu konulara ilginiz varsa tavsiye edebileceğim bir kaynak olacaktır ‘Dar Koridor’.

Bu kitaptaki iddiamız, özgürlüğün oluşması ve yeşermesi için hem devletin hem de toplumun güçlü olması gerektiğidir. Şiddeti engelleyecek, yasaları uygulayacak ve insanların kendi tercihlerini yapıp hayata geçirmeleri için hayati öneme sahip kamu hizmetlerini sunacak güçlü bir devlete ihtiyaç vardır. Devleti denetlemek ve sınırlandırmak içinse güçlü ve hareketli bir topluma…

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir