Tarihin Yeniden Keşfi 2

   İlk yazımda Göbekli Tepe ile alakalı bir giriş yapmıştım. Göbekli Tepe’nin yapıldığı Neolitik Çağ’ın özelliklerinden de bahsetmiştim. Bu yazımda Göbekli Tepe’ye daha teorik bir perspektiften bakacağım.

   1892-1957 yılları arasında yaşamış olan Avustralyalı arkeolog ve filolog, Vere Gordon Childe’nin arkeoloji dünyasına kazandırdığı teorilerden birisi ‘Neolitik Devrim Kuramıdır. Childe’ın bu kuramına göre ilk toplu yaşam aile düzeyinde başlamış, sonra tarım gelişmiştir. Tarımın başlaması ile yerleşik düzene geçen insanlık, çoğalmayla toplumsal yapıyı oluşturmuştur. Toplumsal yapının oluşmasıyla yönetim, dini yaşayış, ahlak gibi medeniyete ve uygarlığa ait kavramlar gelişmeye başlamıştır.

   Ancak, Göbekli Tepe’de yapılan araştırmalar bu kuramın işlemediğini gösteriyor. Kabul ettiğimiz yerleşik tarih anlayışına göre tarımın ve yerleşik hayatın olmadığı insanların avcı toplayıcı olarak hayatlarını sürdürdüğü bir dönemde dini inançları sebebiyle o dönemin insanlarının yaptıkları bir tapınak mevcut. Childe’ın kuramının aksine avcı toplayıcı olarak nitelediğimiz insanlar için dini inançları ve ibadetleri hayatları için önemli bir konu. Bunun için ilk olarak devasa tapınaklar inşa etmişler ve bu inşa sürecinde görev alan insanların yeme içme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için ise tarımı icat etmişler.

   Göbekli Tepe’deki megalitik yapıları incelediğimizde boyları 7 metreye ağırlıkları 50 tona kadar varan dikilitaşlar olduğunu görüyoruz. Bu derece devasa yapıları inşa edebilmek için o dönemin insanlarının uzunca bir süre orada ikamet etmesi ve yaşamsal fonksiyonlarını devam ettirebilmesi gerekir. İşte bu noktada tarım devreye giriyor. Buradan çıkardığımız sonuç ise şöyledir: Neolitik Dönemde yaşayan insanlar inançları gereği büyük bir tapınak inşa etmek istiyorlar bu istek ise tarımın doğuşuna ve yerleşik hayatın başlamasına neden oluyor. Bu sonuç Childe’ın Neolitik Devrim Kuramını temelinden sarsıyor.

   Bu konu ile alakalı yapılmış başka bir çalışmaya değinelim şimdi. 1997 yılında Köln’de Max Planck Enstitüsü’nün bitkiler üzerine yaptığı araştırmada 338 kültür buğday türü kıyaslanıyor ve tüm tahılların kökenin Urfa Göbekli Tepe yakınlarında bulunan Karacadağ eteklerinde, günümüzde hala yetişen yabani kızıl buğdayı bitkisi olduğu ortaya çıkarılıyor. Bu çalışma Türkiye’nin Güneydoğusunda avcılık-toplayıcılıktan yerleşik çiftçiliğe geçişin bir kanıtı olarak nitelendiriliyor.   

   Bu bilgiler ile insanoğlunun tarıma geçmeden önce yüce varlık inancına sahip olduğunu sonrasında tarımı geliştirerek yerleşik hayata geçtiğini söyleyebiliriz.

   İşte tüm bu sebeplerden ötürü Göbekli Tepe’nin keşfi tarih açısından çok önemli bir hale geliyor. Böylesi bir eserin kendi topraklarımızda oluşu da ne denli büyük bir medeniyet havzasında yaşadığımızı bize gösteriyor. Bize düşen ise tarihimizi, değerlerimizi araştırmak, öğrenmek ve korumak.

Kaynaklar

* https://www.academia.edu/43597540/G%C3%96BEKL%C4%B0_TEPE

* https://www.youtube.com/watch?v=s35TW70K4CU

* https://www.youtube.com/watch?v=qseW5x1MfCk

 

AFD avatarı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir