Bosna Hatıralarım 3

  İlk yazımda kısaca Bosna ile alakalı bilgiler vermiştim. İkinci yazıda ise daha çok Balkan romantizmi ve bu konu üzerindeki tartışmalardan bahsettim. Bu son yazımda ise saha araştırması sürecindeki gözlemlerimden bahsedeceğim.

                    

   Saraybosna’da ilk durağımız Türk Büyükelçiliği oldu. Türkiye-Bosna ilişkileri ile alakalı bilgiler aldık. Bununla beraber Bosna’nın AB üyelik süreci ve Sırbistan’la süregelen görüşmelerde aktarılan konular arasındaydı. İlk yazımda bahsettiğim üzere Bosna’nın yönetim yapısı hayli karmaşık. Dayton anlaşması ülkeye barış getirmekle beraber uzun vadede istikrarlı bir yönetim modeli oluşturamadı. Bunu Bosna’da gezerken çok rahat bir şekilde gözlemleyebiliyoruz. Çünkü bu karmaşık sistem bürokrasiye de yansıdığı için iş kurmak, yatırım yapmak hayli zorlu süreçler gerektiriyor. Örneğin bir işyeri açabilmeniz için birçok devlet kurumundan izin almanız gerekiyor ve maalesef rüşvet de yaygın görülen bir olay. Ayrıca yine bu karmaşık sistem Bosna’nın başka ülkelerle ikili ilişkilerinde de sorun çıkartıyor. Çünkü devlet düzeyinde bir karar alabilmek için üç etnik unsurunda onayı gerekiyor ve bu pek gerçekleşen bir durum değil. Bu sebeplerden ötürü Boşnak halkı için AB üyeliği önemli bir süreç. Çünkü Dayton anlaşması ile oluşan karmaşık ve istikrarsız sistem ancak AB gibi güçlü kurumlara sahip bir oluşumla olumsuz etkileri azaltılabilir. Diğer yandan ülkenin en önemli ekonomik sorunu işsizlik. Her iki kişiden birisi işsiz durumda ve okuyan gençlerin gelecek planlamaları ya Avrupa ya da Türkiye’ye yönelik.

   Diğer bir ziyaret yerimiz Mostar Başkonsolosluğu oldu. Burada daha çok başkonsolosumuzdan Mostar’ın siyasi ve ekonomik yapısı ile alakalı bilgiler edindik. Mostar Hırvat nüfusun ağırlıkta olmasıyla Saraybosna’dan daha farklı bir şehir. Ayrıca Bosna ya da Balkanlar denilince akla ilk gelen yapılardan Mostar köprüsü de burada bulunuyor. Bu köprü savaş zamanı Hırvatlar tarafından yıkılıyor ama daha sonra Türkiye ve TİKA’nın destekleriyle yeniden inşa ediliyor. Mostar’da da birçok ekonomik ve siyasi problemler mevcut. En temelde şehir hem fiziksel aynı zamanda zihinsel olarak da köprü ile ikiye ayrılmış durumda. Köprünün bir tarafında Boşnaklar diğer tarafında ise Hırvatlar yaşamakta. Her iki tarafında kendisine ait hastaneleri, okulları ve diğer sosyal kurumları mevcut. Bu bölünmüşlük siyasete de yansımış. Son yıllarda Mostar’da belediye seçimleri yapılamıyormuş iki tarafın arasında bulunan anlaşmazlıklardan ötürü. Yine aynı şekilde ekonomik olarak da ayrışma mevcut. Hırvatistan’ın yatırımlarını Hırvat bölgesine yoğunlaştırmış durumda.

                                                                       

   Son olarak da kısaca Bosna’daki Türk kurumlarından bahsedeceğim. Yumuşak güç (soft power) kavramı 90’lı yıllarda Joseph Nye tarafından geliştirilen bir kavram. Bir amaca ulaşmaya çalışırken askeriye ya da ekonomik araçlar gibi sert güç unsurlarını değil de dil, kültür, sanat gibi alanlar kullanılır. Türkiye’de son yıllarda bu alanda kendisini geliştirmeye başladı. Biz de Bosna’da yumuşak gücümüzü oluşturan kurumlarımızı ziyaret ettik. Bunlardan birisi Yunus Emre enstitüleri. Türk kültürünü tanıtma ve Türkçe öğretimi gibi amaçları bulunmakta. Aldığımız bilgilere göre son yıllarda Türkçe’ye karşı artan bir merak ve öğrenme isteği mevcut. Hâlihazırda Türkçe öğrenen 8000 yabancı öğrenci bulunuyor. Diğer önemli bir kuruluşumuz olan TİKA’da tarihi yerleri restorasyondan, meslek edindirmeye kadar birçok farklı alanda çalışmaları mevcut. Eğitim alanında Maarif Vakfı çalışmalarına devam ediyor. TRT de Saraybosna temsilciliği olarak faaliyetlerine devam ediyor.

   Özetle gözlemlerim bu şekilde. Bosna ile tarihten gelen sıkı bağlarımız mevcut. Ancak sadece bu söyleme dayanarak yol alamayız. Kurumsal anlamda, siyasi ve ekonomik anlamda ilişkilerimizi daha da geliştirmeliyiz. Somut projelerle Boşnak halkının gelişmesini ve refahının artmasını sağlamalıyız.

AFD avatarı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir