Bosna Hatıralarım

Hayat bir kitaptır ve gezip görmeyenler hep aynı sayfayı okur’ St. Agustine

   Bosna’ya ilk defa Ocak 2016’da gitmiştim. Üniversite birinci sınıfın yarı tatiliydi. Aynı zamanda ilk yurtdışı tecrübemdi. Bosna’dan başlayıp beş Balkan ülkesini gezmiştik. Daha sonra yeni yerler görmek, keşfetmek ve bunlar üzerinde düşünmek bana müthiş zevk vermeye başladı. Çünkü birey olarak da devlet olarak da kendi konumumuzu anlamanın en önemli yollarından biri şüphesiz karşılaştırmalar yapmak. Bunun içinde yerinde görmek ve gözlem yapmak çok önemli. İşte bu ilk gidişimden sonra genel olarak Balkanlara ve Bosna’ya karşı bir ilgi oluşmaya başladı bende. Hem akademik anlamda hem de kültürel sosyal anlamda. Balkanlar ile ilgili haberleri takip etmeye başladım, yabancı kaynaklardan makaleler okudum, devlet yapılarını incelemeye çalıştım. Son olarak da Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan bir projede Balkanlar koordinatörü olarak görev aldım. Yaklaşık beş aylık kapsamlı bir eğitimin ardından Bosna’ya saha çalışması gerçekleştirmek üzere gittik. Aldığımız eğitimlerle beraber saha çalışması çok önemli idi. Çünkü sosyal bilimlerde en temel problem teori ve pratik arasındaki farklılıklar. En nihayetinde uzaktan bir şeyi anlatmaya ya da tanımlamaya çalışmak, yerinde görüp tecrübe etmek kadar sağlıklı değil. Örneğin Bosna’nın Dayton Anlaşması ile oluşan devlet yapısı ile ilgili birçok şey okuduk ve tartıştık ama bu yapının yansımalarını en iyi biçimde halkın içinde görerek anlayabiliriz. Biz de bu sebeple teorik eğitimi pratikle taçlandırmak için Bosna’ya gittik. Diğer yazılarımda olduğu gibi bu yazı dizisinde de klasik olarak Bosna ile alakalı gezilecek görülecek yerler ya da yöresel tatlardan bahsetmeyeceğim. Okuduklarım ve gördüklerimden yola çıkarak bu ülkenin ben de bıraktığı izleri aktarmaya çalışacağım.

   Bosna ile alakalı kısaca bilgi vererek başlayalım. Bosna Hersek 1992 yılında, Tito’nun ölümü ve Yugoslavya’nın dağılmasının ardından Aliya İzzetbegoviç önderliğinde referandumla bağımsızlığını ilan etmiş ve uluslararası toplum tarafından tanınmış bağımsız bir devlet idi. Daha sonra Sırp saldırılarının başlamasıyla üç buçuk yıl sürecek Saraybosna kuşatması başladı. Diğer şehirlerinde de birçok insan hayatını kaybetti ve bazı yerlerde de soykırımlar yaşandı. 1995 yılında ise Amerika önderliğinde Boşnak, Hırvat ve Sırpların yer aldığı Dayton Anlaşması imzalandı ve günümüzdeki Bosna Hersek devleti kurulmuş oldu. Esasında Bosna’nın günümüzdeki birçok sorunu bu anlaşma neticesinde oluşturulan devlet yapısı ile alakalı. Bu sisteme göre ülke iki ayrı entiteye bölünmüş durumda: Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti. Ayrıca üç farklı etnik gruptan cumhurbaşkanı var ve karar alabilmek için üçünün de onayı gerekmekte. Ayrıca bu cumhurbaşkanlarının üstünde de Avrupa Birliği’nin atadığı bir yüksek temsilci bulunmakta, istediği takdirde bu yöneticileri görevden alma yetkisi de var. Ek olarak birçok bakan ve milletvekili var ve bundan dolayı da ülkenin siyasal istikrarı hayli sıkıntılı. Ekonomik anlamda da büyük sorunları olan bir ülke Bosna. İşsizlik oranı %5o civarında.

   En özet haliyle Bosna Hersek böyle bir ülke. Bu yazıyı burada sonlandıralım, diğer yazıda Bosna ve Balkanlar romantizminden ve bunun Boşnak halkı üzerindeki etkisinden bahsedeceğim.

AFD avatarı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir