Bereketli Hilal’in İzinde

   Bereketli Hilal; tarihin en eski zamanlarından beri medeniyetlere beşiklik etmiş, kültürel, ekonomik, sosyal anlamda tarihe yön vermiş olan bir coğrafyaya verilen isimdir. Türkiye’nin güneydoğusundan başlayan hilal, Irak’ın büyük bir bölümünü kapsayarak, Mezopotamya’nın tamamını da içine alır. Hilal’in Doğu sınırları ise İran’ın güneybatısını da içine alarak Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin oluşturur.

   Diyarbakır ve Mardin Türkiye’de Bereketli Hilal bölgesine giren şehirlerimizdendir. Benim maceramsa bir ekim günü İstanbul’dan Mardin’e gitmemle başladı. Cuma sabahı Mardin Havalimanı’na indik ve karayolu ile Diyarbakır’a geçtik.   Sur, Diyarbakır’ın merkez ilçesidir. İsmini etrafında çevrili olan surlardan almış ve tarihi çok eskilere, M.Ö.7.500 yıllarına kadar uzanıyor. Hatta son dönemde yapılan arkeolojik kazılarda dünyadaki en eski yerleşim alanlarının bu bölgede olduğu görülmüştür. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan kentteki atmosferden etkilenmemek mümkün değil. İlk durağımız Ulu Cami oldu. Kesin yapım tarihi bilinmemekle beraber 1091 yılında esaslı bir onarım geçirmiş. Ulu Cami Anadolu’nun en eski camilerindendir ve beşinci Harem’i Şerif olarak bilinir.

   Ulu Cami’de ki Cuma namazından sonra Hazreti Süleyman Cami’ne gittik. Diyarbakır’ın fethinde bulunan 27 sahabenin kabirleri de burada bulunuyor. Diyarbakır ilk kurulduğu yıllardan itibaren çok önemli bir şehir olagelmiş. Aynı şekilde İslam medeniyeti döneminde de önemini yitirmemiştir.

   Ardından Diyarbakır müzesine geçtik. Bu müzede Neolitik Çağ’dan itibaren Eski Tunç, Urartu, Asur, Hitit, Roma, Bizans, Artuklu ve Osmanlı dönemi eserleri bulunuyor. Diyarbakır’a giderseniz mutlaka bu müzeyi gezmenizi tavsiye ederim. Orada bulunan bilgilerle ve o döneme ait objelerle medeniyetlerin nasıl doğduğunu ve geliştiğini birebir tecrübe edebilirsiniz.

   Bir şehri gezmenin en iyi yolu sokaklarında kaybolmak olsa gerek. Akıp giden olağan hayatın içinde çevreyi ve insanları seyretmek, tarihi yapılara dalıp gitmek, şehrin uğultusunu dinlemek benim için inanılmaz bir zevk. Bu şekilde gezerken bir sokağa girdik, ileride bir cami vardı ama polisler tarafından kapatılmıştı. Tam geri dönerken oradaki çaycı bir esnaf ile ayaküstü muhabbet ettik. Kapatılan cami meşhur dört ayaklı minare olarak bilinen Şeyh Mutahhar camisiymiş. Bizim de gezi listemizde bulunan bir yerdi ama tesadüfen bulmuş olduk. Camiyi polisler kapatmış çünkü iki sene önceki terör olaylarında ciddi hasar görmüş ve restorasyonu devam ediyormuş. Diyarbakır’ın en önemli camilerinden birisi ama maalesef yaşanan terör olayları nedeniyle dört ayağından birisi yıkılmış. Üzgün ve düşünceli olarak ayrıldık buradan. Çünkü gerçekten Diyarbakır, özelde merkez ilçe olan Sur, tarihi çok eskiye dayanan kadim bir şehir ama 2015 yılında yaşanan terör kalkışmasından ciddi anlamda zarar görmüş. Şehirde çalışmalar devam ediyor, hayat normal rutininde ilerliyor. Yerel halktan insanlarla konuştuğumuzda en çok şu şeyi dile getirdiler: “Bu toprakları sadece olumsuzluklarıyla bilmeyin, buraları gelip görün, yakınlarınıza da anlatın.“ Maalesef bu coğrafyanın terörle anılması çok acı. Açıkçası ben de giderken çekincelerim vardı ama şu an bir problem olmadığını söyleyebilirim. Bir şeyi öğrenmenin en iyi yolu onu yerinde tecrübe etmektir bence. Bunu bir kere daha anlamış oldum. Kendi evimizde oturarak sadece haberleri takip ederek anlayamayız olanı biteni. Oradaki hayata dokunmamız gerekiyor, hissetmemiz gerekiyor.

Şehri çevreleyen tarihi surları da gezdikten sonra ilk günü bitirmiş olduk. Ertesi gün Diyarbakır’ın diğer bir ilçesi olan Eğil’e gittik. Hazreti Zülkifl (a.s) ve Hazreti Elyesa (a.s) burada metfun. Diyarbakır ayrıca peygamberler ve evliyalar şehri olarak da bilinir. Ziyaret edilecek birçok önemli zât mevcut.

   Daha sonra Diyarbakır ile Batman arasında bulunan meşhur Malabadi Köprüsü’ne gittik. 12. Yüzyılda Artukoğulları döneminde inşa edilmiş ve 2011-2012 tarihleri arasında Karayolları 9. Bölge Müdürlüğü tarafından onarılmış.

   Diğer yazılarımda olduğu gibi kısaca deneyimlerimi aktardım az da olsa tarihi yerlerle alakalı bilgiler de vermeye çalıştım. Bu coğrafyaya ilk gidişimdi. Gerçekten etkilendiğim ve birçok farklı duyguyu aynı anda hissettiğim bir gezi oldu. Bir kez daha çok güzel bir memlekete sahip olduğumuzu anladım. Her bölgesi, şehri farklı olan ve bu farklılıktan doğan güzelliğin bir bütünü oluşturduğunu düşündüm.

   Bir dahaki yazımda Mardin’den bahsedeceğimi ekleyerek yazımı sonlandırıyorum.

AFD avatarı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir