O, küçücük bedeni ile koca ağırlıkların altına girip kaldırışını yaparken kakülünü üflemesiyle hafızalarda yer aldı. Lakabı ‘Cep Herkülü’ oldu. Ekranların başında onu izleyenlerin nefesini kesen efsane sporcu; 3 olimpiyat, 7 dünya ve 6 Avrupa şampiyonluğu kazanmış, 46 rekor kırmış, Time dergisine kapak olmuş, kilosunun 3 katından 10 kilo fazlasını kaldırmıştı. O, milli bir kahramandı.     

   23 Kasım 2019’da vizyona giren Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu, biyografi belgesel türünde bir film. Halterle tanışma hikayesinden Türkiye’ye iltica sürecine kadar birçok ayrıntıyı içinde barındıran film Naim Süleymanoğlu’nun gerçek hayatında yaşananları çok güzel bir şekilde beyaz perdeye taşımış.

   Filmi izledikten sonra biraz da araştırma yaparak Türkiye Halter Federasyonu’nun hazırlamış olduğu kitapçığa ulaştım. Bu yazımda da bahsettiğim kitapçığı referans alarak Naim Süleymanoğlu’nun hayatından kesitler aktarmaya çalışacağım.

   Naim Süleymanoğlu 23 Ocak 1967’de Kırcaali’ye bağlı Ahatlı köyünde dünyaya geldi. Çocuk yaşlarından itibaren yüzme, atletizm, güreş gibi sporlara ilgi duymuş ardından 9 yaşındayken halter antrenörü Hilmi Hocanın onu keşfetmesiyle beraber haltere başlamış. 1-1,5 yıl kadar eğitim gördükten sonra yetenekli sporcuların alındığı Sofya Spor Okulları Birliğine seçildi. 1982’de Brezilya’da düzenlenen Gençler Dünya Şampiyonası’nda ilk dünya şampiyonluğunu elde etti ve ‘En Genç Dünya Rekortmeni’ unvanını aldı.

   Bu ilk rekorundan sonra diğerlerinin ardı arkasını kesilmeyecek ve tüm dünyada sevilen saygın bir sporcu olacaktır Naim Süleymanoğlu. Bu güzel gelişmelerin yanında Bulgaristan’da yönetimde olan komünist partinin aldığı kararlarla orada yaşayan Türkler çok büyük zulümler görmeye başlayacak ve 1985 Kasım ayından 1986 Şubat ayı sonuna kadar 2 milyonu aşkın Türkün isimleri değiştirilecektir. Naim Süleymanoğlu’nun ismi de Naum Shalamanov olarak değiştirilir. Bu yaşanan gelişmelerden çok fazla etkilenen Naim Süleymanoğlu Türkiye’ye iltica etme kararı alır. Amacı kazandığı zaferlerle Bulgaristan’da yaşanan zulmü tüm dünyaya duyurabilmektir. Filmdeki en heyecanlı yerler de bu sürecin anlatıldığı sahnelerdir. O zamanki Başbakan Turgut Özal’ın direktifleriyle Naim Süleymanoğlu Türkiye’ye getirilir. Kendi ağzından ise olaylar şu şekilde gelişir:

‘Avustralya’dan kaçınca birkaç gün bir evde saklandım; sonrasında beni elçiliğe götürdüler. Orada bana kendi isteğinle mi gitme istiyorsun diye sordular. Evet kendi isteğimle gitmek istiyorum dedim. Bunun üzerine beni bıraktılar. İki gün içerisinde havalimanına gittiğimde orada aynı soruyu tekrar sordular, evet gitme istiyorum dedim ve uçağa bindim. Uçakla Londra’ya gittikten sonra 1 gün konsoloslukta kaldım. Bu arada rahmetli Turgut Özal ile telefonda konuştuk. Londra’ya kendi uçağını gönderdi; o uçakla önce İstanbul’a, arkasından da Ankara’da basın toplantısına getirildim. Böylece ilk defa Türk halkının karşısına çıktım.’

   Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye ilticasından sonra Türkiye adına olimpiyatlara katılabilmesi için birtakım sorunların aşılması gerekiyordu. Bulgaristan ile yapılan birçok görüşme neticesinde 1988 Seul Olimpiyatlarına katılır. İşte bu olimpiyatlardaki aldığı neticelerle adını dünya tarihine yazdırır ve dünyanın en iyi haltercisi seçilir. 9 dünya, 5 olimpiyat rekoru kırar ve ağırlığının 3 katından 10 kilo fazla bir ağırlığı kaldırarak gelmiş geçmiş en büyük rekoru kırar. Sonraki yıllar boyunca da yurtiçi ve yurtdışı birçok rekor kırar ve madalyalar kazanır. Eylül 2017’de karaciğer yetmezliği sebebiyle hastaneye kaldırılır ve 18 Kasım 2017’de hayatını kaybeder.

   Naim Süleymanoğlu yaşadığı süre boyunca milyonlarca insanın hayatına dokunur. Bulgaristan’da yapılanları dünya kamuoyuna taşıyarak oradaki soydaşlarımızın anavatana dönmelerini sağlar. Dünya çapında elde ettiği başarılarla milli gururumuz olur. Umut ederiz ki önümüzdeki yıllarda da birçok Naimler yetişir ve dünyada bayrağımızı dalgalandırır.

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir