Dün ve bugün gerçekleşen, üniversiteye geçiş için yapılan sınavlara iki buçuk milyon kişi girdi. Uzun ve yorucu olan çalışma süreci birçok öğrenci için stresli geçmekte. Özellikle bu sene pandemiden dolayı bu stres eşiği daha da arttı. Bir senelik zorlu bir hazırlık döneminin ardından bugün sınavlar gerçekleşti ve artık başka bir süreç başlıyor. Bu yazımda, altı yıl önce bu süreçleri yaşamış birisi olarak duygu ve düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım.

Altı yıl önce YGS ve LYS adında yapılan bu sınavlar son dönemlerde TYT ve AYT olarak yapılıyor. Genel olarak birbirine benzemekle beraber soru sayısı ve tipleri farklılık gösteriyor. Sınavın ismi ve şekli ne kadar değişirse değişsin, değişmeyen tek şey hayatımızda önemli bir yere sahip olmasıdır.

Üniversite hayatı önceki öğrencilik hayatımızdan çok farklı bir yapıya sahip. Hem fiziki hem de hukuki anlamda bir ‘birey’ olarak yaşamaya başlayacağımız bir hayatın başlangıç noktası. Bu süreçte olan kardeşlerim bunun ne kadar farkında olurlarsa kendileri için o kadar faydalı olacağını düşünüyorum. İyisiyle kötüsüyle sınav maratonu sona erdi. Bundan sonrasında geleceğe yönelik planlar ve beklentiler odağında iyi bir tercih yapmak gerekiyor. Çünkü üniversite eğitimine başladıktan sonra kendinize yapacağınız her türlü yatırım (ki bu da severek, zevkle okuyacağınız bir üniversite ve bölüm ile mümkün) belki de sizden daha fazla puan alıp daha iyi bir üniversiteye yerleşen arkadaşlarınızın önüne geçirecek. Bunun birçok örneğini görmüş birisi olarak söylüyorum. Gerçekten de üniversite hayatını nasıl geçirdiğiniz mezun olduktan sonraki hayatınız için büyük bir önem taşımakta.

İyi bir araştırma ile karakterinize ve becerilerinize en uygun tercihi yaptıktan sonra üniversite hayatına dair birkaç önerilerim olacak.

Öncelikle yukarıda da belirttiğim gibi artık kendinizden tamamen sorumlu olacaksınız ve bütün işlerinizi kendiniz halletmeniz gerekecek. Bu kimi arkadaşlarımda büyük bir sorun olmuştu. Üniversitenin ilk aylarında sınavdan yeni çıkmış olmanın verdiği rehavet ile dersleri ve okulu önemsemediler ve neticesinde sene kaybı ya da bölüm değiştirmek gibi sonuçlarla yüzleştiler. O yüzden işi en başta sıkı tutmak ve oto kontrolü sağlamak gerekiyor. Elbette eğlenme, gezme, sosyal hayatınız olacak. Ancak neyi nerede yapmanız gerektiğinin farkında olmak kaydıyla. Bu, ilk ve en önemli tavsiyemin ardından diğer bir önerim ise bölümünüze dair teorik ve pratik bilgilerinizi sürekli arttırmanız ve kendinizi sürekli geliştirmeniz olacaktır. Bunun nasıl yapılacağı konusunda ilk başta belki bir kafa karışıklığınız olabilir ama okula ve bölüme adaptasyon sürecinde bu sorun da çözülecektir diye düşünüyorum. Aslında bölüm ve üniversite fark etmeksizin en temelde yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Derslerinize mutlaka önem gösterin bu hem teorik olarak belli bir yetkinlik kazanmanız için gerekli hem de yurtdışı değişim programları gibi fırsatlar için yeterli ortalamaya sahip olmanız için önemli.
  • Mutlaka bir öğrenci kulübünde faaliyet gösterin. Mezun olduktan sonraki iş hayatınız için size çok şey katacağını söyleyebilirim.
  • Yabancı dil öğrenme konusunu kesinlikle ciddiye almanızı öneririm. Bunun önemi ile ilgili uzun uzadıya yazmaya gerek yok diye düşünüyorum.
  • Genel olarak sosyal bir yapıya sahip olmak güzeldir özellikle üst dönemlerle tanışmak ve onların tecrübelerinden faydalanmak bence çok önemli. Bu konuda çok şanslı olduğum için söylüyorum, gerçekten her konuda ufkunuz genişliyor ve dünyaya bakış açınız değişiyor.
  • Kitap okumak, gündemi takip etmek ve dünyayı anlamaya çalışmak kişisel gelişiminiz için faydalı olacaktır. Mezun olduktan sonra gerçekten bunları yapmak için öğrencilik hayatınızdaki kadar vaktiniz olmayacak.
  • Herkesin yapmaktan hoşlandığı bir hobisi vardır mutlaka. Ben gezmeyi ve yeni yerler keşfetmeyi çok seviyorum örneğin. Üniversitedeyken henüz hayatın yükü omuzlarınıza tam binmemişken mutlaka yurtiçi olur yurtdışı olur gezmenizi tavsiye ederim. Kesinlikle size yeni ufuklar katacaktır.
  • Okulla alakalı yaptıklarınızın yanında mutlaka bir dernek veya vakıfta sivil toplum çalışmalarına katılmanızı tavsiye ederim. Bu akademik bir proje olabilir veya sosyal sorumluluk projesi de olabilir.

Bu listeyi daha da uzatabiliriz ama özet olarak üniversite hayatının her anlamda büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Olabildiğince verimli ve güzel geçirmek sizin elinizde. Unutmayın ki zaman çok hızlı geçecek ve dört beş sene sonra mezun olduğunuzda elinizde kalanlar sizin sonraki hayatınızı şekillendirecek.

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir