Dünya tarihinde birçok katliam ve soykırım yaşanmıştır sebebi ise insanoğlunun bitmek bilmeyen hırsı ve açgözlülüğü…Kimi zaman bu vahşetten kundaktaki bebekler payını aldı kimi zaman da yaşlı dedeler ve nineler.

‘Kurşunlanan Türkoloji’ isimli kitap. Prof. Dr. Ahmet Buran tarafından yazılmış.Kitabında 19.yüzyılın ikinci yarısı ile 20.yüzyılın ilk yarısı arasındaki yaklaşık yüz yıllık zaman diliminde Türk dünyasında meydana gelen sürgün, soykırım ve kıyımları anlatıyor.İkinci bölümünde ise Türkoloji biliminin temellerinden, gelişiminden ve Türkologların yaşadığı baskı ve zulümleri konu alıyor.

Osmanlı Devletinin uzun yıllar barış ve hoşgörü içinde yönettiği Balkanlarda özellikle 1877/78 Osmanlı-Rus savaşı ve 1912 Balkan savaşları sonrasında bölgedeki huzur ve güvenlik ortamı kaybolmuş bugün kronik bir hale gelen sorunlar o dönemde başlamıştır.Ulus-devlet anlayışı ve milliyetçilik duyguları Balkanlarda her milletin kendi devletini kurma isteğini ortaya çıkarmıştır.Bu hedefi gerçekleştirmek için masum insanlar katledilmiş özellikle Mora yarımadasında 20.000 Türk hayatını kaybetmiştir.Bunun haricinde 1.5 milyon insan çok zor şartlar altında göç etmek durumunda kalmıştır.

Kıbrıs adası…Kıbrıs’taki sorunların başlangıcı da Osmanlı-Rus savaşına dayanıyor.Yani Osmanlı Devletinin uluslararası arenada güç kaybettiği dönem. Balkanlarda başlayan özerklik ve bağımsızlık süreçlerinde, Yunanistan öne çıkan bir ülkedir.Birçok devletin desteğiyle bağımsızlığını ilan eden Yunanistan; ardından Kıbrıs’ın ‘Megali İdea’ ‘Enosis’ çerçevesinde ilhak etmek ister.Kıbrıs 1878’den 1960’a kadar İngilizler tarafından yönetilir ve bu süreçte Rumların ekonomik, siyasi baskıları ve saldırıları sonucu adadaki nüfus dengeleri Türklerin aleyhine bozulmaya başlar.1.Dünya Savaşında adayı İngiltere ilhak eder.1962/63’lü yıllarda Rumlar Türk köylerine saldırır, türbeler tahrip edilir.Rum saldırılarının başladığı 1963 yılından itibaren Türklerin uğradığı maddi zarar da can kayıpları kadar büyüktür.Türkler, 50’ye yakın yerleşim yerinde toplam 1000 civarında konutu terk etmişler ve bu konutlar yakılıp yıkılıp, yağma edilmiştir.

Sovyetler Birliği’nde 1930 ila 1950 yılları arasında birçok halk, topluluk ve kişi bulundukları yerlerden sürülerek ülkenin başka bölgelerine, zor şartlarda yaşamaya mecbur edilmiştir.Bu döneme ‘repressiya/baskı’ adı verilmiş ve milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir.

Kırım aynı Balkan bölgesi gibi günümüzde de sorunlu bir bölge olarak gözümüze çarpmakta.Türklerin egemenliğinde olan Kırım, 1771 yılında Ruslar tarafından işgal edilir 35.000 sivil insan öldürülür.Ruslar Kırım’da sistematik bir şekilde baskı ve sindirme politikası uygulamışlardır.Birçok Tatar Türkü ana vatanlarından göç etmek zorunda kaldı.Bu sayı 1783-1856 yılları arasında 1.800.000 kadardır.2.Dünya Savaşı yıllarında da Kırım’da birçok sıkıntı yaşanmıştır. Stalin’in ölümünden sonra, Sovyetler Birliği’nde yumuşama rüzgarları esmeye başlar.Stalin’in yerine devlet başkanı olan Kruşçev, Komünist Partisi’nin XX. Kongresinde yaptığı konuşmada, ülkede yaşanan bütün olumsuzlukların tek müsebbibinin Stalin olduğunu, onun zamanında yüz binlerce insanın vatanlarından çıkarılarak sürgün
edildiğini ifade eder.

Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım’da
Biz duyarız Kırım’ın öldüren feryadını
Bir büyük destanla birlikte yeniden yazacağız
Kırım topraklarına Kırım Türkü’nün adını

Yavuz Bülent Bakiler

Bu anlatmaya çalıştığımız bölgelerle beraber İdil-Ural bölgesinde, Tataristan’da, Azerbaycan’da (ki çok yakın bir tarih olan 1992 de katliam yapılmıştır Hocalı’da) Ahıska’da, Karaçay-Balkarlar’da, Kırgızistan’da, Kazakistan’da, Özbekistan’da, Türkmenistan’da, Doğu Türkistan’da (hala kanayan bir yaramızdır) Irak ve İran’da ve Türkiye’de de birçok katliam ve sürgün yaşanmıştır.
Sonuç olarak insanoğlu Kabil’in kardeşi Habil’i öldürmesinden bu yana insanlık tarihinde savaşlar ve katliamlar hiç eksik olmamış hatta insan aklının alamayacağı ölçüde vahşilikler ve gaddarlıklar yaşanmıştır.
*Bu yazıyı Aktifkatip üyesi Selim Faruk Tokgöz’ün aynı başlıklı yazısı üzerine, Prof. Dr. Ahmet Buran’ın ‘Kurşunlanan Türkoloji’ adlı kitabını baz alarak yazdım.

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir