Bağı ve bağçesi ve ağaçları ve zeytunu vardır ve gölünün suyu dünyaca ünlüdür ve beyaz somunu ve hububatında yağlı arpası gayet latiftir ve çiniden kaseleri ve tabakları ve ibrikleri ve Osmanlı ülkesinde ne kadar süslü çinili imaret var ise bu İznik şehrinde işlendiğinden…

Evliya Çelebi

İznik, tarihi çok eski dönemlere dayanan bir yerleşim yeridir. Şehrin sokaklarında gezerken bunu çok net bir şekilde hissedebilirsiniz. Bu yazımda tarihi ve kültürü ile İznik’i anlatmaya çalışacağım. Öncelikle uzun tarihini olabildiğince özetleyerek başlayalım. (Tarihçe için İznik Belediyesi kaynaklarından yararlanılmıştır.)

Bursa’nın 86 kilometre kuzeydoğusunda son derece verimli bir ovada kurulan İznik’te ilk uygarlık izlerinin MÖ 4000 yıl öncesine kadar dayandığı kaynaklarda belirtilmiştir ancak toplu yerleşmeler MÖ 2500 yıllarında höyüklerle ortaya çıkmıştır. Epigrafistlerin araştırmalarına göre bugünkü ‘İznik’ ismi, eski Yunancada ‘Nikaia’ya doğru’ anlamını taşıyan ‘EIS TEN NIKAION’ dan gelmektedir. EIS ve NIK heceleri halk dilinde kaynaştırılarak önce EISNIK sonra ISNIK ve günümüzde de İZNİK şeklini almıştır.

Günümüzdeki İznik Makendonya Kralı Büyük İskender’in ölümüyle, İskender’in Frigya satrabı Antigonos’un MÖ 316 yılında Askania Gölü kıyısına dönemin özelliklerine göre kendi isminden esinlenerek verdiği Antigoneia kentini imar ettirmesiyle başlamıştır. Roma Bizans döneminde düzenlenen şehir, Yunan Haçı şeklinde planlanmıştır. Şehre dört ayrı kapıdan girilmekte, dört ayrı yöreden gelen yollar merkezde Ayosofya Cami’nin bulunduğu yerde birleşmektedir. 313 yılında I. Constantinus döneminde dini inançlara ait yasakların ortadan kalkmasından sonra 325 yılında Hristiyanlık açısından evrensel bir konsil olan I. İznik Konsili (Ekümenik Konsil) toplanır. I. İznik Konsili’nin toplanmasının en önemli sonuçlarından birisi, hemen hemen bütün Hristiyanlığın kabul edeceği ‘amentü’ metninin ortaya çıkmış olmasıdır. Akaid esaslarının belirlendiği bu metin, Hristiyan ilahiyatında ‘İznik Akidesi’ (İznik sembolü) olarak bilinmektedir. Bu tarihten sonra İznik Hristiyanlık açısından tüm dünyada oldukça önemli bir merkez haline gelmiştir.

Kutalmışoğulları’ndan Süleyman Şah’ın 1071 Malazgirt Savaşı’nda Bizans İmparatorluk ordusunu yenmesinden sonra Türkler Anadolu içlerine hızla ilerlemiş ve 1075 yılında İznik önlerine ulaşmış burada Türkiye Selçuklu Devleti’nin temellerini atmıştır. 1080’lerden itibaren Süleyman Şah’ın kurduğu devletin başkenti olarak İznik görülmektedir. Böylece İznik Anadolu’daki ilk Türk başkenti olmuştur.

Orhan Gazi 1326 yılında Bursa’nın fethini gerçekleştirir sonrasında bölgedeki en önemli merkez olan İznik için hazırlıklarını hızlandırır. Bu sırada III. Andronikos İznik ve İzmit’in hedef haline gelmesinin ardından topladığı ordusuyla İzmit Körfezi’ne doğru ilerler. Orhan Gazi ise 8000 kişilik ordusuyla onu yamaçlarda bekler ve 10 Haziran 1329’da çatışma başlar. Savaş sırasında dizinden yaralanan İmparator İstanbul’a kaçar. Bu mücadele Orhan Gazi’ye İznik-İzmit yolunu açmış ve 2 Mart 1331 de İznik alınmıştır.

Osmanlı’nın ardından İznik 21 Eylül 1920’de Yunan kuvvetlerince işgal edildi ve bu tarihten itibaren dört defa el değiştirdi. İşgal sırasında şehir tahribata uğradı. Eşrefzade Cami, Türbesi ve Koimesis Kilisesi havaya uçurulmuş, Yeşil Cami son cemaat yeri ve taşıyıcı sütunları hasar görmüştür. Yunanlılar Anadolu’dan atıldıktan sonra İznik’in tamamen boşalmış ve harabelerden ibaret olduğu, 1950’li yıllardan sonra yeniden hayatiyet kazandığı, günümüzdeki canlılığa kavuştuğu belirtilmektedir. İznik; cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Kocaeli’ne bağlı bir ilçe merkezi iken 1927’de bir bucak merkezi haline geldi ve Bursa’nın Yenişehir kazasına bağlandı. 1930’da yeniden kaza merkezi oldu. 1935’te nüfusu 2500’ü bulmayan İznik, günümüzde 43.425’ e ulaşmıştır. 1988 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından ‘tarihi kentsel sit alanı’ ilan edilerek korunmaya alınmıştır.

Bu şekilde İznik tarihini özetledikten sonra gezilebilecek durakları incelemeye geçebiliriz. Öncelikle şehri gezmeye etrafını çeviren tarihe meydan okuyan kale surları ile başlayabiliriz. Sonrasında şehrin merkez caddesi olan Atatürk Caddesine geçebiliriz. İznik Ayasofya (Orhan) Camisi bu caddede bulunmakta. İznik’in yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlandığı zamanlarda ibadet mekanı olarak inşa edildiği tahmin edilen bu yapı Romalılar döneminde de ibadethane olarak kullanılmış IV. Yüzyılda eski ibadethane kalıntıları üzerine kilise yapılmış, XI. Yüzyılda depremden sonra mimarisinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Orhan Gazi tarafından 1331 yılında İznik’in fethedilmesiyle camiye çevrilmiş ve Orhangazi Vakfı adına tescil edilmiştir. (İznik Müftülüğü)

Sonrasında adını minaresindeki yeşil, mor, kobalt mavisi ve firuze renkli çinilerden alan Yeşil Camiyi görebilirsiniz. Eğer araç ile geldiyseniz otoparka ya da müsait bir yere bırakıp şehri rahatça gezebilirsiniz. Tarihi yerler, camiler, müzeler birbirine yürüme mesafesinde.

Bir şehri anlamanın en mantıklı yollarından birisi de müzeleri gezmektir. Yeşil Camiye çok yakın mesafede olan İznik Müzesini gezmenizi tavsiye ederim. Burada İznik’e dair her anlamda bilgiye ulaşabilirsiniz.

Sanursın Eşrefoğluyam

ne Rumiyem ne İzniki

Benem ol daim ü baki

göründüm sureta insan

Eşrefoğlu Rumi

Şehrin birçok noktasında çiniler görebilirsiniz. Birçok çini dükkanın yer aldığı İznik Nilüfer Hatun Çini Çarşısını gezebilirsiniz. Şehirle bütünleşmiş olan çini sanatından ötürü aşağıya İznik Müzesinde mevcut olan bilgileri ekledim.

İznik Çini ve Seramikleri

İznik seramiği kırmızı ve beyaz hamurlu olmak üzere iki ana grupta toplanır. Kırmızı hamurlu seramiği Sgrafito, Slip ve Milet işi olarak tanınan üç ayrı teknik ve üsluptadır.

14. yüzyıldan itibaren bu tekniklerle genellikle günlük kullanım seramiği üretilmiştir. Milet işi olarak tanınan beyaz astarlı, mavi-beyaz dekorlu grup 15. yüzyılda en parlak dönemini yaşamıştır.

15. yüzyıl sonlarına doğru ince beyaz hamurlu, şeffaf renksiz sırlı seramik grubu görülür. Başlangıçta çini ustaları mavi-beyaz renkte, çiçekli kıvrık dal, rumi ve palmet motifleriyle bezemeli kaplar üretmişlerdir. Mavi-beyaz seramiklerin ince spiral kıvrımlar ile bezenmiş olan grubuna yanlış bir isimlendirmeyle Haliç İşi adı verilmiştir.

16. yüzyılın ikinci çeyreğinde mavi-beyaz bezemeye mangan moru ve puslu bir yeşilin ilave edilmesiyle, yine yanlış isimlendirmeyle Şam İşi olarak tanınan bir grup seramik üretilmiştir. Yüzyılın ortasından itibaren mavi-beyaz bezemeye zümrüt yeşili ve mercan kırmızısı da eklenmiştir. Şeffaf sır altında kendiliğinden kabaran bu kırmızı renk 16.yüzyılın karakteristiği olmuş; gül, lale, karanfil, sümbül gibi çiçeklerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu dönemde İznik atölyelerinde seramiklerin yanında, Saray Nakkaşhanesi’nde hazırlanan desenler doğrultusunda, dini ve sivil mimari için çiniler de üretilmiştir. İznik çinilerinin en başarılı örnekleri Mimar Sinan’ın İstanbul Süleymaniye, Rüstempaşa, Kadırga Sokullu ve Edirne Selimiye Camileri gibi pek çok yapısında görülür.

17. yüzyıldan itibaren İznik çiniciliğine damgasını vuran kırmızı rengin giderek kahverengiye dönüştüğü, konturların kalınlaştığı, sırda bozulmaların olduğu izlenir. Ekonomik sıkıntılar, Çin porselenlerinin ithalinin artması gibi nedenler kalitedeki düşüşü hızlandırmış ve 18. yüzyılın başlarında İznik’te çini üretimi son bulmuştur.

Yine İznik müzesinden edindiğim seyahatnamelerle alakalı bilgileri aşağıya ekliyorum.

Seyahatnamelerde ve Diğer Kaynaklarda İznik

Gidilen yerlerin doğal ve tarihi değerlerine, gelenek ve göreneklerine, orada yaşayan halka ve onların günlük yaşamlarına, dini inanışlarına, seyahat sırasında yaşanan olaylara kadar geniş bir çerçevede bilgiler aktaran ‘seyahatnameler’ tarihi belge niteliği taşıyan önemli metinlerdir. Helenistik Dönemden 19. yüzyıl sonuna kadar farklı zamanlarda İznik’e gelmiş seyyahların seyahatnamelerindeki gözlemleri ve anlatımları ile İznik’in her dönemiyle ilgili bilgi edinilebilmektedir.

Strabon, Coğrafya (Helenistik Dönem, MÖ 1.yüzyıl)

…Kentin çevresi on altı stadiondur (yaklaşık 2960 m) ve dörtgen şeklindedir, bir düzlükte kurulmuştur ve dört kapısı vardır; caddeleri dik olarak birbirlerini keserler, öyle ki gymnasiumun ortasına konan bir taştan dört kapı da görülebilir…

Anna Komnena, Alexiad (Bizans/Selçuklu Dönemi)

…Türklerin nasıl imparatorun (Alexios) gözleri önünde Propontis (Marmara Denizi) yöresine yerleştiğine ve tüm doğunun hükümdarı olan Süleyamn’ın, bizim ‘saraya’ tekabül eden ‘sultanicium’un bulunduğu İznik çevresinde kamp kurduğuna, sürekli olarak Britanya ile Thynia’nın (Kocaeli Yarımadası) talan edildiğine, şimdi ‘Damalis’ denen İstanbul Boğazı’na kadar atlı ve yaya akınlar düzenlediğine, pek çok ganimet devşirdiğine, hatta neredeyse denizi (Boğazı) bile aşmaya kalkacak olduğuna…

İbn Battuta Seyehatnamesi (Erken Osmanlı Dönemi, 1331)

Şimdi bomboş olan şehirde saray hizmetkarlarından birkaçı ve sultanın hanımı Bilun (Nilüfer) Hatun oturuyor. Şehir ahalisine hükümranlık eden erdemli, iyi yürekli bir kadın… Şehir içinde bahçeler, tarlalar, evler var…

Bedrüddin el-Gazzi, Gazzi-Mekki Seyehatnamesi (Osmanlı Dönemi, 16. yüzyıl Ortası)

Burada (İznik) yapılan ve kentin adıyla anılan seramikler, Çin seramiklerinden çok daha güzeller.

Hans Dernschwam, İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü (Osmanlı Dönemi, 1533)

… Şehrin dört kapısı var. Bunlardan şehre giriş ve çıkış kapıları çok heybetli imiş. Diğer iki kapı şimdi harap vaziyette. Aslında şehirde on tane de küçük kapı varmış… Velhasıl, bu şehir cennetten bir parça imiş. Bizim burada kaldığımız sürede her türlü meyve ve sebze vardı. İznik’te seramik yapımı çok gelişmiş. Rengarenk yaldızlı çukur tabak, çanak, ibrik, testi ve benzeri kaplar yapılıyor. Burada pek çok usta ve bir hayli dükkan var. Bütün bir sokak seramikçilerle dolu.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi (Osmanlı Dönemi, 17. yüzyıl Ortası)

Sultan çarşısının dükkanlarının vasıfları: Cümle altı yüz dükkandır, lakin bedesteni yoktur, amma cümle değerli eşya mevcuttur. Dokuz yerde çini ustası atölyeleri vardır.

Bu yazı biraz uzun oldu ancak İznik gibi tarihi binlerce yıl geçmişe dayanan bir kent için uzunca anlatmak olabildiğince bilgi vermek gereklidir diye düşünüyorum. Yazıyı okumayı tamamlayıp İznik’e dair bir şeyler öğrenebildiyseniz ne mutlu.

Categories:

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir