Çok kültürlülüğün, farklılığın, zenginliğin aynı zamanda acı ve hüznün coğrafyasıdır Balkanlar.Birçok şaire, yazara kılavuzluk etmiştir.Birçok romanda, şiirde, türküde hayat bulmuştur.Bir yeri önemli ve değerli kılan orada yaşananlar olsa gerek.Eğer bir coğrafya sizi çok fazla etkiliyorsa asıl sebep mekanik bir gelişmişlikten ziyade tarihi ve kültürel yoğunluktur.Balkanlar bunun en güzel örneğidir.Bugün Bosna’da yıllarca savaş olmasına rağmen oraya gittiğinizde sizi karşılayan Osmanlı zamanında yapılan sebil ve Gazi Hüsrev Bey camisi oluyor.Aynı şekilde ait olduğun kültüre ve medeniyete dair bir şeyler bulmakta insanı heyecanlandırıyor.
Balkanlar tarihini kabaca üçe ayıralım.İlk kısmını klasik Osmanlı dönemi, ikinci kısmı 18.yüzyıl sonrası dönem.Son kısımda ise komünizmin çöküşünden sonraki Balkanlar.İlk kısımda Osmanlı var olan/oluşmakta olan çok kültürlü yapıyı muhafaza yoluna gitmiş ve Balkanlar coğrafyası barış ve huzurun merkezi haline getirmiştir.18.yüzyıl sonrası dönem Balkan coğrafyasının bugün bile hala çözülememiş olan sıkıntılarının başlangıç noktasıdır.Fransız ihtilalinin de etkisiyle Balkanlar’da ki birçok millet kendi ulus-devletini oluşturmak için isyan eder.Osmanlının askeri ve birçok alanda güçsüz olduğu bu dönemde Balkanlar’da çok büyük acılar yaşanır.Milyonlarca insan öldürülür, yok edilir.Üçüncü kısımda ise Osmanlı artık bölgede yoktur. 1990’lara gelinmiştir ve bugün birçok Balkan devletini de içini alan Yugoslavya vardır. Sovyetlerin yıkılmasıyla Yugoslavya’da parçalanır ardından modern tarihin gördüğü en zalimce katliamlardan birisi Bosna’da dünyanın gözü önünde Sırplar tarafından gerçekleştirilir.
Bosna savaşının ardından bir anlaşma imzalanır ve Bosna karışık bir siyasal sistemle yönetilmeye başlanır.Bununla beraber Bosna’da ve Balkanlarda hala ciddi sorunlar var.Kurumsal ve yerleşmiş bir devlet sisteminin olmaması, rüşvetin çok yaygın olması ve daha da tehlikeli olanı etnik ve dini temelli ayrışmanın çok fazla olması.Bu noktada Bosna’da ciddi gelişmeler yaşanıyor, dikkatle takip edilmesi gereken.Boşnakların ve Sırpların arasında artan gerilim bazı araştırmacılar tarafından Bosna’da yeni bir savaşın çıkacağına işaret ediliyor.Ama Türkiye’de maalesef Bosna ve genelde Balkanlara karşı bir ilgisizlik hakim hem akademi hem de medya alanında.Benim bu güzel coğrafyaya olan ilgim ise 2015’in Ocağındaki yaptığım bir geziden geliyor.

Yani anlatmaya çalıştığım Balkanları içinde barındıran tarihsel sürekliliğin çok anlamlı ve araştırılmaya değer olduğu.Klasik Osmanlı döneminde yaşananlar, savaşlar ve acılar dönemi ve görece bir durgunluk ortamı.Bunlar etrafında yapılan milliyetçilik, pan-islamizm, neo-osmanlıcılık ve batılılaşma tartışmaları…

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir